Şah Veliyullah Dihlevi, o beş ilmi şöyle sıralamıştır:
“1-Ahkâm (hükümler) ilmi: Bu ilim; vâcib, mendub, mubah, mekruh ve haram çeşitlerinden olan kararların ilmidir ki, bu; ibadetler yahut muamelat ya da aile halkının yönetimi yahut toplumun yönetimi üzere kısımlardan oluşmaktadır. Bu ilmin tafsilatı fakihin sorumluluğundadır.
2-Cedel ilmi: Bu ise gayret ilmi olup Museviler, Hıristiyanlar, müşrikler ve münafıklardan oluşan dört sapık fırkaya karşı yapılır. Bu ilmin beyân ve tabir işi mütekellim olan âlimin sorumluluğundadır.
3-Allahın nimetlerini hatırlatma ilmi: Bu, yerlerin ve göklerin yaratılmasının beyânı, kullara kendilerine gereksinim duydukları şeylerin ilham edilmesi ve İlâhi kusursuz sıfatların izahı hakkındaki ilimdir.
4-Allah’ın günlerini hatırlatma ilmi: Bu ilim ise Allah’ın itaatkâr kulları nimetlendirdiği, mücrimleri ise cezalandırdığı ve vaki olan hadiselerin beyânı hakkındaki ilimdir.
5-Ölüm ve mevt sonrasında olacakları hatırlatma ilmi: Bu ilim; vefatı ve sonrasındaki haşri, neşri, hesabı, mizanı, cenneti ve cehennemi hatırlatma ilmidir.” (el-Feyzu’l-Kebîr fî Usûli-t Tefsîr – Tefsir Metodu, trc.: Abdullah Samed Afaracı, İ’tisam, İstanbul 2019)
Bu eylemin/mesleğin hüsnihat ismi altında başlı başına büyük bir bedel taşımasının nedeni yeniden Kur’andır. Çünkü -Sehl b. Abdullah et-Tüsterî’nin söyleyişiyle- “Kur’an, Allah ile kulları ortasında Allah’ın ipidir.”
Ki, Sehl bu kelamını şöyle açıklamıştır: “Kullar lakin Kur’ân’a, Allah’ın onlardan muradını ve onlara yönelik hitabını anlamakta, bu bilgiyle amel edip bunu da sırf Allah’a has kılarak ve kendilerine gönderilen Hz. Muhammed’in (s.a.v.) sünnetine uyarak Allah’a ulaşabilirler.” (Tefsîrü’l-Kur’âni’l-Azîm, trc.: Abdurrezzak Tek, Erkam, İstanbul 2022)
Nasipse buradan devam edelim inşallah.

